Trakya'yı Kömür Etme!


HABERİN VAR MI? 

Bereketli Trakya topraklarına termik santraller kurulması planlanıyor. Bu termik santraller kurulursa, her sene milyonlarca ton kömür yakacak, asit yağmurlarına neden olacak. Verimli tarım alanlarımız, ormanlarımız kirlenecek.




Gıdamız tehlike altında 

Trakya'nın verimli toprakları Türkiye'yi besliyor. Türkiye'nin ayçiçeği üretiminin %61 'ini Trakya karşılıyor. Bölgenin tüm tarım ürünlerinin verimi Türkiye genelinin üstünde.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na göre Trakya’da korunması gereken üç alan var: Yer altı suları, ormanlar ve tarım alanları. Kırklareli termik santrali ve kömür ocakları, gıda güvencemiz için büyük ova ilan edilmiş tarım alanlarına planlanıyor. Santral kurulursa bölgenin toprağı büyük zarar görecek, yer altı su düzeyi hızla düşecek, Trakya'nın suya dair sorunları daha da ağırlaşacak. Azalan su ve artan hava kirliliği nedeniyle tarım yapma imkanı kalmayacak.

Termik santraller halk sağlığını tehdit ediyor.

Termik santral Kırklareli şehir merkezine 19 km ve Babaeski ilçe merkezine 20 km mesafede. Halkın sağlığı tehdit altında.

Ne istiyoruz? 

• Temiz hava solumak, sağlıklı yaşamak

• Soframızda sağlıklı gıda tüketmek

• Trakya'nın verimli toprağını ve çiftçilerini korumak

• Enerji verimliliği ve tasarrufu sağlamak

• Doğa dostu ve yenilenebilir enerji kullanmak

Nasıl destek olabilirsiniz? 

Detaylı bilgi almak için: komuretme.org ne yapmalı? yazımızı okuyabilirsiniz.

Çalışmalarımıza katılmak için;

temsilciharitasi.tema.org.tr adresinden TEMA Vakfı temsilcisiyle iletişime geçebilir ya da gonullu@tema.org.tr adresinden bize ulaşabilirsiniz.

Kömür Etme!

Toprağımızı, suyumuzu, çiftçimizi üzecek kömür yatırımlarına karşı tarım alanlarımızı koruyalım, toprağımıza sahip çıkalım!



Suya, yeterli ve sağlıklı gıdaya erişim için verimli tarım alanlarına ihtiyacımız var. Trakya, Konya Kapalı Havzası, Ereğli Karaman Ovaları, Çanakkale gibi önemli tarım bölgelerimizde kömür ocakları ve termik santraller planlanıyor.
Kömür toprağı, suyu ve tarım alanlarını üzer. Gelecekte su sorunu, yeterli ve sağlıklı gıdaya erişim sorunu yaşamamamız için tarım alanlarımıza sahip çıkalım.
Toprak;
Kömür madenciliği için hektarlarca tarım alanı kazılır, kömürlü termik santrallerden çıkan kirli, zehirli emisyonlar toprağın sağlığını bozar, toprakta yaşayan canlılara zarar verir.Termiklerden çıkan kül, meyve, sebzeleri kaplar, zehirler, kurutur.
Su;
Kömür çıkarılırken, kömürün su ve hava ile teması asit oluşturur. Asidik hale gelen su, ulaştığı diğer su kaynaklarını da kirletir. Termik santraller, sistemlerini soğutmak için su kullanır. Çiftçinin sulama için kullandığı dere, göl, gölet, yer altı sularına ortak olur.
Tarım alanları;
Kömür madenciliği tarım alanlarını, binlerce yılda oluşan verimli toprakları yok eder, termiklerden çıkan hava kirliliği toprağın sağlığını bozar, üretimi de verimi de azaltır. Kömür toprağı kirletir, suyu tüketir.

Tarım alanlarımızı maden, enerji, turizm, kentleşme gibi nedenlerle kaybediyoruz. Tarım alanlarımızın tarım dışı kullanımına ilişkin izin ve onay yetkisi İl Toprak Koruma Kurullarına ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na aittir. Toprak Koruma Kurullarının ve Bakanlığın tarım alanlarına yapılması planlanan kömürlü termik santraller ve maden ocakları süreçlerine müdahil olmasını ve tarım topraklarımızı korumasını talep ediyoruz.

Ne istemiyoruz?
  • Tarım alanlarımızda kömürlü termik santralleri
  • Termik santrallerin çiftçinin suyuna ve toprağına ortak olmasını
  • Havamızın, suyumuzun ve gıdamızın kirlenmesini
Ne istiyoruz?
  • Soframızda sağlıklı gıdaların olmasını
  • Türkiye’deki tarım alanlarının verimliliğinin, çiftçinin ve toprağın korunmasını
  • Enerji verimliliği ve tasarrufunun önceliklendirilmesini
  • Doğa dostu ve yenilenebilir enerjinin önceliklendirilmesini
Siz de tarım alanlarına sahip çıkmak, çalışmalarımıza gönüllü destek vermek isterseniz http://temsilciharitasi.tema.org.tr 'den size en yakın il temsilcisi ya da ilçe sorumlusu ile iletişime geçebilirsiniz.

Uluslararası Enerji Ajansı: CO2 emisyonu yayan her hangi bir şeyi inşa etmek için yerimiz yok


Uluslararası Enerji Ajansı, dünyanın mevcut pek çok fosil yakıt projesine sahip olduğunu ve uluslararası iklim değişikliği hedeflerini bozmadan daha fazla kirleten enerji altyapısı inşa edilemeyeceğini söyledi. 





Uluslararası Enerji Ajansı, dünyanın 2040'a kadar olan karbon bütçesinin neredeyse tamamını, bugünkü elektrik santralleri, araçlar ve endüstriyel tesisler tarafından kullanılacağını söyledi.

Paris merkezli grubun direktörü Fatih Birol, Guardian'a şunları söyledi: “CO2 emisyonu yayan her hangi bir şeyi inşa etmek için yerimiz yok. Biliminsanlarının önerdiği gibi 1.5C'yi geçtim, sıcaklık artışlarını 2C'yle sınırlamak için ya tüm yeni enerji projelerinin düşük karbonlu olması ya da mevcut altyapının temizlenmesi gerekiyor.

“Başka hiç bir yeni şey yapmasak bile [karbon] bütçesinin% 95'ini tüketiyoruz. Elbette ki başka kamyon veya enerji santrali inşa etmemek mümkün değil,” dedi. Birol'a göre bu nedenle kirli termik santrallerin erken kapanması veya karbon yakalama ve depolama teknolojilerinin uygulanması için teşvikler sunulabilir. 

Toplamda, IEA, mevcut altyapının önümüzdeki 22 yıl içinde 550 gigaton karbon dioksiti “kitlediğin" hesapladı. Sıcaklıkların 2C eşiğini aşmaması için , sadece 40 gigaton yani yaklaşık bir yıllık emisyon bütçesi var. 

Grubun Salı günü yayınlanan yıllık Dünya Enerji Görünümü çalışması, geçtiğimiz yılki raporda gelecek CO2 emisyonlarını yukarı doğru revize etti.

Birol, yeni uluslararası [iklim] gündemi ile enerji pazarında olanlar arasında giderek artan bir kopukluk olduğunu söyledi. Raporda, dünyanın iklim değişikliği ve hava kirliliği konusundaki hedeflerine ulaşmanın “hala uzun bir yolu” olduğunu belirtiliyor.

Bununla birlikte, IEA elektrik piyasasının ne kadar "yeşilleneceği" konusunda iyimser. Rüzgârın, nükleeri sollayıp, 2040 yılına kadar, küresel elektrik üretiminin % 4'ünden % 12'sine ulaşması bekleniyor. Güneş enerjisinin %2'den 2040 yılına kadar %10'a çıkacağı tahmin ediliyor ve “neredeyse her yerde” maliyetle yeni kömür santrallerini aşması bekleniyor. Hidroelektrik enerji, 2040 yılında %15 ile düşük karbonlu elektrik üretiminin en büyük kaynağı olmaya devam edecek. Pil depolama maliyetlerinin de hızla düşmesi beklenmektedir.

Ancak rapor, elektrik üretiminin ötesinde, fosil yakıtların enerji kullanımını domine etmeye devam edeceğini düşünüyor. IEA, uçak, gemi ulaşımının ve sanayinin günümüz teknolojisi ile henüz “elektriğe hazır” olmadığını söyledi.

Genel olarak, dünyadaki enerji iştahının, artan 1,7 milyar kişi nüfus ve refah ile batıdan Asya'ya kayan talep nedeniyle 2040'a kadar %25 artması bekleniyor.


  • The Guardian'ın 13 Kasım 2018 tarihli haberinden çevrilmiştir. Haberin elektrik üretimi ve iklimle ile ilgili kısımlarını içermektedir.


Eskişehir'de Kömürlü Termik Santral Yerine Yapılabilecek 10 Güzel Şey


   1. Adalar'da Oturmak

   

    2. Sazova'da Masal Şatosu'nda Gezinmek


   3. Çibörek Yemek
   
   
    4. Odunpazarı Evleri’nde ve Müzelerinde Tarihi Koklamak 

    
    5. Balmumu Heykellerle Fotoğraf Çekinmek


   6. Hamamyolu’nun Şifalı Sularında Yıkanmak


   7. Met Helvası Yemek


   8. Sanatla İç İçe Yaşamak


    9. Kentpark’ın Plajında Yüzmek


   10. Gondol Sefası Sürmek



BONUS: 


Eskişehir'de planlanan kömürlü termik santral Eskişehir'in havasına, toprağına ve suyuna zarar verir. Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji gibi çözümler varken, Eskişehir bu güzelliklerini kaybetmesin! #kömürüzer #EskişehiriÜzme


Rapor: Linyit Yanmıyor, Yakıyor!


Türkiye’nin enerji alanındaki gündemini oluşturan yerli ve milli enerji politikası kapsamında ele alınan linyit yakıtlı termik santrallar, EKOLOGOS tarafından hazırlanan “Linyit Yanmaz! Yakar!” adlı raporda tartışılıyor. Ekonomik, çevresel ve sosyal maliyetleri açısından linyit yakmanın hiçbir bilimsel temeli olmadığını ortaya koyan rapor, Alpu (Eskişehir), Yenice Çırpılar (Çanakkale) ve Çerkezköy Termik Santralı (Tekirdağ) projelerine odaklanarak, yerel tepkileri de aktarıyor. 

Türkiye’deki en eski sürdürülebilirlik iletişimi kurumlarından EKOLOGOS, ülke gündemini uzun süredir meşgul eden linyit santralları projelerini “Linyit Yanmaz! Yakar!” adlı raporda tüm boyutlarıyla masaya yatırıyor. Rapor Eskişehir, Çanakkale ve Tekirdağ’da yeni yapılması planlanan üç büyük linyit projesi hakkında yöre halkının ve uzmanların santrallara yönelik görüşlerini de yakından inceliyor. Çalışma, milli ve yerli enerji politikası kapsamında işletime alınması planlanan/işletimdeki linyit yakıtlı termik santral projeleri yerine enerji kaynağı olarak güneş ve rüzgârın kullanılmasının gerekliliğini gözler önüne seriyor.

14 Linyit Yakıtlı Termik Santralın Yanına 24 Adet Daha Geliyor
Ülkenin farklı bölgelerinde 2017’nin sonu itibarıyla işletilen toplam 27 kömürlü termik santral bulunuyor (9167 MWe ) ve bunların 14 tanesini linyit yakıtlı termik santrallar oluşturuyor. İşletmedeki termik santrallara ek olarak bir de kurulması planlananlar var: 2017 sonu itibarıyla 14 tane lisans sürecinde, üç tane ilan edilen, üç tane inşa halinde dört tane de lisans almış toplamda 24 linyitli termik santral planı mevcut. Bu santralların toplam kurulu gücünün 16.420 MWe olacağı hesaplanıyor. “Linyit Yanmaz! Yakar!” raporu, bu 24 adet linyit yakıtlı termik santral arasından Alpu Termik Santralı (Eskişehir), Yenice Çırpılar Termik Santralı (Çanakkale), Çerkezköy Termik Santralı (Tekirdağ) projelerini ele alıyor ve bölge halkının sürece yönelik tepkilerine odaklanıyor.

Raporun Temel Bulguları Şu Şekilde Sıralanabilir:
  • Türkiye’deki kömür üretimi ve tüketimi artış eğilimi gösteriyor. Bu artışın ardındaki ivmeyi linyit kömürü üretimi ve termik santrallardaki tüketim oluşturuyor.
  • Sanılanın aksine, tüm kömür kaynaklarında üretim/tüketim miktarı açısından Türkiye kendi kendine yetmiyor; taşkömüründe ise neredeyse tamamen ithalata bağımlı.
  • Teşviklere rağmen linyit ve kömürlü termik seçeneği yatırımcılar açısından da ekonomik değil.
  • Kömürlü termik santrallar doğayı tehdit etmekle kalmıyor, halk sağlığını da etkiliyor; ciddi hastalıklara yol açarak erken ölüm sayısındaki artışı tetikliyor.
  • Hava Kirliliğinin doğurduğu toplumsal muhalefet, yenilenebilir enerji fiyatlarındaki düşüş, Paris Anlaşması’yla gelişen dinamikler sebebiyle kömürlü termik santral projelerine finansman bulmak gittikçe zorlaşıyor.
  • Kömürle çalışan santrallar, enerji üretebilmek için suya ihtiyaç duyarken, su kaynakları üzerindeki stresi artırıyorlar.
  • Yanma teknolojisi ne olursa olsun iklim değişikliğine en çok etkisi olan santrallar kömürlü ve bilhassa linyit yakıtlı santrallar. İklim değişikliğinin hidrolojik, meteorolojik ve klimatolojik parametreleri değiştirmesi de termik santralları olumsuz etkiliyor.
  • Türkiye’nin yerli kömür kaynak potansiyelini değerlendirmek için birbiri ardına attığı adımlar, ülkede çıkarılan linyit kömür miktarını, tüketimini ve sera gazı emisyonlarını artırıyor. Bu tercih, Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadelesini ve sorumluluklarını yerine getirmesini zorlaştırıyor.
  • Türkiye’nin 2016’da toplam CO2 emisyonlarının %86,1’i enerji sektöründen kaynaklandı. Emisyon azaltımı için en mantıklı seçenek, linyite dayalı üretim modeli yerine rüzgâr ve güneş seçeneklerine öncelik vermek. 

Alpu Termik Santralı Hakkında Temel Bilgiler:
  • Eskişehir Termik Santralı 200 futbol sahası kadar alana kurulacak, bunun için ise 1100 futbol sahası kadar alan kamulaştırılmak isteniyor.
  • Eskişehir’de yapılmak istenen santral yılda en az 6,3 milyon ton kömür yakarak, 1,6 milyon ton kül ortaya çıkaracak. Eskişehir’in havası, toprağı, suyu kirlenecek. 
  • Eskişehir’de yapılması planlanan santralın 35 yıl çalışacağı hesaplanırsa 3200 kişinin erken ölümüne sebep olacak. Eskişehirliler termik santral değil, doğaya ve insana zarar vermeyen biz çözüm istiyor.
Tepebaşı Belediye Başkan Yardımcısı Melih Savaş: “Böyle bir yatırımla ne oradaki sosyal hayatı canlandırabilirsiniz ne ekonomik olarak orayı kalkındırabilirsiniz, tam tersi bir durum yaratırsınız”.

Yenice Çırpılar Santralı Hakkında Temel Bilgiler:
  • Kaz Dağları’nın yanı başına kurulmak istenen Çırpılar Termik Santralı 90 adet futbol sahası büyüklüğünde bir alana yerleştirilecek, santralda 465 bin ton kül depolanacak ve yılda 2,6 milyon ton kömür tüketilecek.
  • Çırpılar Termik Santralı, soğutma için yılda 3,5 milyon metreküp suyu tarımsal sulama amaçlı kullanılan Çırpılar Göleti’nden çekecek, bölgenin doğasını yok edecek.
Kayatepe Eski Muhtarı Hüseyin Soylu: “Kaz Dağları Alpler’den sonra dünyanın en zengin oksijen depolarından bir tanesi. Doktorlar insanları buraya yönlendiriyor. Türkiye’nin akciğerlerinin dibine termik santral yapılmasını anlayamıyorum”.

Çerkezköy Termik Santralı Hakkında Temel Bilgiler:
  • 990 MW kapasiteli olacak Çerkezköy Termik Santralı 800 futbol sahası büyüklüğüne eşdeğer 500 dekarlık bir alana yerleştirilecek.
  • Çerkezköy Termik Santralı ile Trakya’nın tarım topraklarının asit yağmurları ile kirletilecek, Istranca Ormanları zarar görecek, su havzaları tahrip edilecek.
Çevresinde iki adet gölet bulunan bu cennet parçası için köylülerle birlikte ilk harekete geçenlerden, Tekirdağ Çerkezköy TEMA sorumlusu Nilüfer Ceylan, bölge kadınlarının sorunu en iyi kavrayanlar olduğunun altını çiziyor.

Raporun tamamına ulaşmak için: Rapor: http://ekoiq.com/arsiv/linyit%20raporu%20biten.pdf Kampanya sayfası: http://ekoiq.com/2018/08/06/linyityanmazyakar/


YENİLENEBİLİR ENERJİ ALANINDAN HABERLER



Yenilenebilir enerjiye geçişte önemli gelişmeler var ve bu gelişmeler devam edecek. Enerji Günlüğü’nden derlenen haberler, bu gelişmelere dair kısa bilgi sunuyor:
-   Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY’nin Enerji Sektörü İşlem ve Trendleri: 2017 Değerlendirmesi ve 2018 Görünümü Raporu sonuçlarına göre, 2017 yılında yenilenebilir enerji işlemlerinde yüzde 28 artış yaşandı. Geçtiğimiz yıl 42,8 milyar dolar değerinde yenilenebilir enerji işlemi gerçekleştirilirken, yenilenebilir enerjiye yatırım bir buçuk kat artış gösterdi. Yenilenebilir enerji anlaşmaları yıllık bazda hacim olarak %28 büyürken, işlem değerindeki artış %71’i buldu.[1]
-   Türkiye’de Mart ayı elektrik üretiminde en büyük pay %37.41 hidroelektrik, jeotermal, güneş, rüzgara dayalı santraller dahil yenilenebilir kaynaklardan geldi. Yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektrik (9,6 milyar kilovatsaatlik),  kömür santrallerinin üretimini aştı (8,6 milyar kilovatsaatlik elektrik üretimi kömürden gerçekleşti). Mart ayının toplam elektrik üretimi 24,3 milyar kilovatsaat oldu. [2] 
-   2018 yılı Mart ayında Portekiz’de Mart 2018 ayında üretilen (4.812 GWh) yenilenebilir enerji, ülkenin aylık elektrik tüketimini (4.647 GWh) aştı. Portekiz’in bu başarısında yükü sırtlayan yenilenebilir enerji kaynakları hidroelektrik ve rüzgâr santralleri oldu. Portekiz’de yaşanan bu başarı ile 1,8 milyon ton CO2 emisyon azaltımı ve 21 milyon avroluk bir tasarruf sağlandı.[3]
-   Rotterdam Ticaret Ataşeliği tarafından yayınlanan verilere göre 2017 yılında Hollanda’da yenilenebilir enerji üretimi bir önceki yıla göre 2 milyar kWh, bir başka deyişle yüzde 10 artarak 17 milyar kWh oldu. Geçen yıl Hollanda yenilenebilir enerji üretiminde rüzgar enerjisi yüzde 60 payla en tepede yer aldı. Rüzgar enerjisi üretimi %16 artarak, 8,4 milyar kWh’dan 9,6 milyar kWh’ya ulaştı. Yenilenebilir enerji üretiminde biyokütlenin % 30, güneş panellerinin %13 ve hidroelektriğin %0,5 payı oldu.[4]
-   Fas, 2030 yılına kadar yenilenebilir enerji sektörüne 40 milyar dolarlık yatırım yapmayı ve ülkenin yaklaşık yarısının elektrik ihtiyacının temiz enerji ile karşılamayı planlanıyor. 2016 itibariyle Fas’ın rüzgar ve güneş enerjisi kaynaklarından ürettiği elektrik enerji bileşimi yüzde 13'lük paya yükseldi. Bu oran 2009 yılında yüzde 2 idi. Fas'ın 2020 yılında yüzde 42 ve 2030 yılında yüzde 52’lik yenilenebilir enerji hedeflerini yakalayacağına inanılıyor. Bu bağlamda, toplamda 9 milyar dolarlık güneş enerjisi tesisi olan Nur projeleri bu sektörün en önemli projesi olarak ifade ediliyor.[5]
-   2017 yılında Avrupa Birliği üye ülkelerindeki elektrik üretimini analiz eden Avrupa Elektrik Sektörü 2017 (The European Power Sector 2017) raporuna göre, tarihte ilk defa, 2017'de AB'de elektrik üretiminde güneş, rüzgar ve biyokütlenin payı kömürü geçti. Hidroelektrik dışındaki yenilenebilir kaynaklardan üretilen enerji geçen yıl yüzde 12 artarken, yenilenebilirin payı 2010’dan bu yana iki katından fazla arttı. Öte yandan rüzgâr ve güneş enerjisindeki yükselişe karşın, Avrupa elektrik sektöründeki emisyonlar 2017’de düşmedi ve 1.019 milyon tonda sabit kaldı.[6] 
-   Eurostat, AB üyesi ülkelerde brüt son enerji tüketiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payları ile ilgili verileri paylaştı. Buna göre 28 üye ülkeden 11’i 2020 yenilenebilir enerji hedeflerine ulaştı. Hedefine ulaşan ülkeler en büyük hedef sıralamasına göre şöyle: İsveç, Finlandiya, Danimarka, Estonya, Hırvatistan, Litvanya, Romanya, Bulgaristan, İtalya, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan.[7] Öte yandan Livtanya, Avusturya, Portekiz, Slovenya, İspanya, Fransa, Yunanistan, Almanya, Slovakya, Polonya, İrlanda, Güney Kıbrıs, İngiltere, Belçika, Malta, Hollanda ve Lüksemburg 2020 yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşamayan ülkeler. Bu ülkelerden hedefe en uzak olanı Fransa iken, en yakın olanı da Avusturya.
-   Avrupa Birliği'nin 2040 yılında enerji bileşiminde kömürün payı yüzde 6'ya düşerken, yenilenebilir enerjinin payı yüzde 27’ye çıkacak. 2016'da yüzde 15 olan AB'nin enerji karışımında kömürün payı 2040 yılında yüzde 6'ya düşecek. Yenilenebilir enerji payının ise yüzde 9'dan yüzde 27'ye yükseleceği öngörülüyor. Raporda, “2040'a kadar, AB enerji talebinin yüzde 15'ini rüzgar, güneş ve biyoyakıtın her biri yüzde 5'ini sağlayacak" ifadesine yer verdi.[8]
-   İran, önümüzdeki 3 yılda 4 bin megawatt gücünde yenilenebilir enerji santrali kuracak.  İran İslam Cumhuriyeti Enerji Bakan Yardımcısı Homayun Hayeri IRNA’ya yaptığı açıklamada, yenilenebilir enerji santrallerinin artması ile enerji sıkıntının kalmayacağını söyledi.[9]
-   2017 yılında küresel yenilenebilir üretim kapasitesi, yıllık %8,3 büyüme ile 167 GW artış gösterdi ve dünya genelinde toplam 2.179 GW’a ulaştı. Hesaplamalar, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarını artırmanın 11 milyon yeni iş yaratabileceğini, bu miktarın da fosil yakıt tesislerinin azalması ile ortaya çıkacak istihdam açığını kapatmaya ve hatta üzerine çıkmaya yetebileceğini ortaya koyuyor. [10]
-   Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı IRENA verilerine göre, 2017 yılında dünya genelinde yenilenebilir enerji endüstrisi bir önceki yıla göre yüzde 5.3 oranında artış kaydederek 500 binden fazla yeni iş imkanı sağladı. Böylece dünya genelinde yenilenebilir enerji sektöründe çalışan insan sayısı geçen yıl toplam 10.3 milyon oldu. Türkiye'de ise 84 bin insan yenilenebilir enerji sektöründe çalıştı. Çin, Brezilya, ABD, Hindistan, Almanya ve Japonya dünyanın en büyük yenilenebilir enerji istihdamı sağlayan ülkeleri oldular ve toplam istihdamın yüzde 70’inin sağladılar. Tüm yenilenebilir enerji çalışanlarının yüzde 60’ı ise Asya’da bulunuyor. Verilere göre tüm yenilenebilir enerji istihdamı içinde güneş başı çekiyor.[11]
-   Almanya’nın enerji düzenleme kurulu Başkanı Jochen Homann, "Herhangi bir arz riski olmaksızın 2030'a kadar kömürlü elektrik santral kapasitesinin yarısı ortadan kaldırılabilir" dedi. Almanya ayrıca 2030'a kadar yenilenebilir enerji payını üçte bir oranında artırarak yüzde 65'e çıkarmayı hedefliyor.[12]



[1] http://www.enerjigunlugu.net/icerik/26694/2017de-yenilenebilir-enerji-islemleri-yuzde-28-artti.html
[2] http://www.enerjigunlugu.net/icerik/26687/yenilenebilir-kaynaklar-mart-ayinda-birinci-oldu.html
[3] http://www.enerjigunlugu.net/icerik/26765/portekizin-yenilenebilir-elektrik-uretimi-ihtiyacini-asti-.html
[4] http://www.enerjigunlugu.net/icerik/26340/hollandanin-2017-yenilenebilir-uretiminde-aslan-payi-ruzgarin.html
[5] http://www.enerjigunlugu.net/icerik/26279/fastan-yenilenebilir-enerji-atagi.html
[6] http://www.enerjigunlugu.net/icerik/25883/abde-ilk-defa-yenilenebilir-komuru-gecti.html
[7] http://www.enerjigunlugu.net/icerik/25831/11-ab-uyesi-ulke-2020-yenilenebilir-enerji-hedefine-ulasti.html
[8] http://www.enerjigunlugu.net/icerik/26138/avrupada-komurun-payi-dusecek-yenilenebilirin-artacak.html
[9] http://www.enerjigunlugu.net/icerik/26131/iran-yenilenebilir-enerji-kapasitesini-artiracak.html
[10] http://www.enerjigunlugu.net/icerik/26900/iklim-icin-yenilenebilir-yatirimlari-alti-kat-hizlanmali.html
[11] http://www.enerjigunlugu.net/icerik/27216/yenilenebilir-enerji-2017de-103-milyon-insana-is-kapisi-oldu.html
[12] http://www.enerjigunlugu.net/icerik/27348/almanya-komurlu-elektrik-santrallerinin-yarisini-kapatabilir-.html

Kömür En Büyük "loser*"


Bloomberg Yeni Enerji Finansmanı ekibi, küresel elektrik sektörünün uzun vadeli ekonomik analizini yaptığı Yeni Enerji Görünümü (New Energy Outlook – NEO) çalışmasını tamamladı. Elektrik sistemine odaklanan NEO, piyasanın nasıl dönüşeceğine yönelik özgün bir görüş sağlamak üzere, 12 ülkeden 65'i aşkın piyasa ve teknoloji uzmanını bir araya getirdi.
2018 NEO’da öne çıkan bazı önemli başlıklar ise şu şekilde:
"50-50"
Ucuz yenilenebilir enerji ve elektrik depolama teknolojileri elektrik sistemini kökten değiştiriyor. Depolama teknolojisindeki önemli gelişmeler, dünyanın elektriğinin yarısının 2050 yılına kadar rüzgâr ve güneşten üretilebilmesini sağlayacak.
Güneş, rüzgâr ve batarya üçlüsü
Ortalama bir PV (fotovoltaik) tesisinin maliyeti 2050 yılına kadar % 71 düşüyor. Rüzgâr enerjisi daha da ucuzluyor ve fiyatın 2050 yılına kadar %58 azalması bekleniyor. PV ve rüzgâr kurulumu şimdiden, yeni bir büyük ölçekli kömür ve gaz santrali inşa etmekten daha ucuz. Elektrik pillerinin maliyeti de önemli ölçüde düşüyor. Ucuz piller sayesinde rüzgâr ve güneşten elde edilen enerji depolanabilecek ve rüzgâr esmez güneş parlamazken bile rüzgârdan ve güneşten üretilen elektrik tüketilebilecek.
Kömür en büyük "loser*"
Kömür, şu anda küresel elektrik üretiminin %38'ini karşılıyorken 2050 yılına kadar bu oran % 11'e kadar küçülecek. (*Kaybeden)


Enerji üretimi için gaz tüketimi sadece 2050'ye kadar hafifçe artıyor
Gittikçe artan kapasiteye rağmen, gazla çalışan tesisler ya özel olarak pik (doruk) tüketim zamanları için ya da yenilenebilir enerjilerden kaynaklanan güç dalgalanmalarını dengelemeye yardımcı olmak için düşük kapasite faktörlerinde çalışmak üzere planlanıyorlar. Gaz kullanımı, 2040'tan sonra Avrupa'da büyük oranda azalıyor, Çin'de artıyor ve Hindistan'da bariz şekilde pik noktaya ulaşıyor.
Elektrikli araçlar, 2050'ye kadar toplam elektrik talebini %9'a karşılık gelen 3461 TWh artırıyor 
Çok zamanlı tarifeler ve dinamik ücretlendirme yenilenebilir enerji entegrasyonunu destekliyor: Araç sahiplerinin arzın yüksek olduğu, düşük maliyetli dönemlerde şarj etmelerini ve böylece talebin, ucuz yenilenebilir enerjinin üretildiği dönemlere kaydırılmasını sağlıyor.



Türkiye'de Erken Ölüme En Çok Neden Olan Çevre Sorunu Hava Kirliliği




Tıp dünyasının en önde gelen akademik yayınlarından Lancet’te yayınlanan ve 2015 yılını temel alan çalışma, çevre kirliliğinin küresel ölümlerin yaklaşık %16’sından sorumlu olduğunu ortaya koyuyor. Hava, su, toprak ve çalışma ortamındaki kirlilik, dünyada her yıl 9 milyon insanın erken ölümüne sebep oluyor. Bu rakam dünyada AIDS, tüberküloz ve sıtma kaynaklı tüm ölümlerin toplamının üç katından daha fazla. Çalışmaya göre, çevre kirliliği kaynaklı ölümlerin %92’si orta ve düşük gelir ortalamalarına sahip ülkelerde yaşanıyor.

Türkiye’nin karnesi de zayıf
Rapora göre Türkiye’de çevre kirliliği her yıl yaklaşık 42 bin insanın erken ölümüne sebep oluyor. Ülkemizde insanların %13’ü çevre kirliliği kaynaklı nedenler yüzünden hayata erken veda ediyor. Bu oran İngiltere’de % 8.3 iken ABD’de ise % 5.7.

Türkiye’de çevre sorunları arasından en çok erken ölüme ise hava kirliliği sebep oluyor
Raporun bulgularına göre hava kirliliği Türkiye’de her yıl yaklaşık 30 bin kişinin erken ölümünden sorumlu. Bu ölümlerin çoğu, kalp hastalığı, felç, akciğer kanseri ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gibi bulaşıcı olmayan hastalıklardan kaynaklanıyor.
Türkiye’de hava kirliliğini azaltarak inme, kalp hastalıkları, akciğer kanseri ve astım gibi pek çok kronik ve akut solunum sistemi hastalıklarının sayısını azaltılabilir.